Otizm ve DEHB Tanılı Çocuklarda İnatlaşma mı, Esneklik Güçlüğü mü?

Kriz Davranışlarını Doğru Anlamak

Otizm Spektrum Bozukluğu (OSB) ve Dikkat Eksikliği ve Hiperaktivite Bozukluğu (DEHB) tanısı bulunan çocuklarda en sık karşılaşılan güçlüklerden biri, isteklerinin hemen gerçekleşmesini beklemeleri ve istedikleri olmadığında yoğun duygusal tepkiler göstermeleridir. Bu durum aileler ve eğitimciler tarafından zaman zaman “inatçılık”, “söz dinlememe” veya “kurallara uymama” şeklinde yorumlanabilmektedir.

Ancak gelişimsel açıdan değerlendirildiğinde çoğu zaman temel sorun inatlaşma değil; bilişsel esneklik, dürtü kontrolü, bekleme becerisi ve hayal kırıklığını yönetme kapasitesindeki güçlüklerdir.

Bu nedenle davranışın altında yatan gelişimsel mekanizmaların doğru anlaşılması, etkili müdahale planlarının oluşturulması açısından büyük önem taşımaktadır.

Çocuk Neden Sürekli Kendi İstediğinin Olmasını İster?

Otizm ve DEHB tanılı çocuklarda bazı yürütücü işlev becerileri akranlarına göre daha yavaş gelişebilmektedir.

Özellikle;

  • Bekleme becerisi,
  • Plan değiştirebilme,
  • Esnek düşünme,
  • Dürtü kontrolü,
  • Duygu düzenleme,
  • Hayal kırıklığı toleransı

alanlarında yaşanan güçlükler davranışlara doğrudan yansıyabilmektedir.

Çocuk kendi planının değişmesini istemeyebilir çünkü değişiklikler onun için kaygı verici olabilir. Benzer şekilde istediği etkinliğin ertelenmesi veya sona erdirilmesi de yoğun stres yaratabilir.

Bu nedenle görülen davranış çoğu zaman otoriteye karşı çıkma isteğinden değil, değişime uyum sağlamakta yaşanan güçlükten kaynaklanmaktadır.

Kriz Davranışlarının Altında Ne Yatar?

Birçok ebeveyn ve öğretmen kriz anlarında çocuğun bilerek karşı geldiğini düşünebilir. Oysa gelişimsel açıdan bakıldığında kriz davranışlarının temelinde çoğunlukla düzenlenemeyen duygular bulunmaktadır.

Çocuk;

  • Beklemek istemediği için değil bekleyemediği için,
  • Kurala karşı geldiği için değil değişimi yönetemediği için,
  • Hayır cevabını kabul etmek istemediği için değil hayal kırıklığını düzenleyemediği için

zorlanıyor olabilir.

Bu nedenle kriz davranışlarını yalnızca disiplin problemi olarak değerlendirmek yerine öz düzenleme becerileri açısından ele almak daha sağlıklı sonuçlar vermektedir.

Eğitim Ortamında Nasıl Bir Yaklaşım İzlenmelidir?

Tam Kontrol Yerine Yapılandırılmış Seçenekler Sunulmalıdır

Çocuğa tüm kararları yetişkinin vermesi yoğun direnç oluşturabilir. Aynı şekilde tüm kontrolün çocuğa bırakılması da problem davranışları artırabilir.

Bu nedenle yapılandırılmış seçimler etkili bir yöntemdir.

Örneğin:

  • “Boyama yapacağız. Kırmızı mı yoksa mavi kalemle başlamak istersin?”
  • “Önce çalışma sonra oyun mu, yoksa kısa çalışma ve kısa oyun şeklinde mi ilerleyelim?”
  • “Masada mı çalışmak istersin yoksa yerde mi?”

Bu yaklaşım çocuğun kontrol ihtiyacını desteklerken eğitim hedeflerinden uzaklaşılmasını da önler.

Görev Süreleri Çocuğun Kapasitesine Uygun Düzenlenmelidir

Uzun görevler başarısızlık hissini artırabilir.

Özellikle dikkat süresi ve esneklik becerileri gelişmekte olan çocuklarda kısa süreli ancak tamamlanabilen görevler tercih edilmelidir.

Örneğin:

  • 20 dakikalık bir çalışma yerine 3-5 dakikalık hedefler,
  • Uzun boyama etkinliği yerine küçük bölümlere ayrılmış çalışmalar,
  • Tek oturum yerine kısa ve sık tekrarlar

çocuğun başarı deneyimi yaşamasını sağlar.

Amaç uzun süre çalıştırmak değil, görevi başarıyla tamamlayabilmesini sağlamaktır.

Görsel Destekler Nasıl Kullanılmalıdır?

Otizm ve DEHB tanılı çocuklarda görsel yapılandırmalar oldukça yararlı olabilmektedir.

Ancak yalnızca günlük akış çizelgeleri kullanmak her zaman yeterli olmayabilir.

Bunun yanında “Önce – Sonra” sistemlerinin kullanılması önerilmektedir.

Örneğin:

  • Önce boyama, sonra oyun.
  • Önce ödev, sonra tablet.
  • Önce yemek, sonra park.

Burada kritik nokta yetişkinin verdiği sözü tutmasıdır.

Çocuk öngörülebilir bir sistem gördüğünde geçişlere uyum sağlama olasılığı artmaktadır.

Kriz Anında Neden Uzun Açıklamalar İşe Yaramaz?

Çocuk yoğun duygusal aktivasyon yaşarken beynin mantıksal düşünme süreçleri ikinci plana düşmektedir.

Bu nedenle kriz sırasında;

  • Uzun açıklamalar yapmak,
  • Sürekli ikna etmeye çalışmak,
  • Tartışmaya girmek,
  • Mantık yürütmek

genellikle etkili olmaz.

Bunun yerine kısa, sakin ve net ifadeler tercih edilmelidir.

Örneğin:

  • “Şu an boyama zamanı.”
  • “Ağlamak kararı değiştirmiyor.”
  • “Önce etkinlik, sonra oyun.”

Mesaj kısa tutulmalı ve tekrar tekrar açıklama yapılmamalıdır.

Kriz Sonrası Öğretim Neden Önemlidir?

Davranış öğretiminin en etkili zamanı kriz anı değil, kriz sonrasındaki sakin dönemdir.

Çocuk sakinleştikten sonra;

  • Alternatif davranışlar öğretilmeli,
  • Problem çözme becerileri çalışılmalı,
  • Sosyal senaryolar uygulanmalı,
  • Rol oyunları yapılmalıdır.

Örneğin:

“Boyama yapmak istemediğinde ne söyleyebilirsin?”

“Kaç dakika kaldığını sorabilirsin.”

“Sonra oynayabilir miyim diyebilirsin.”

Bu tür çalışmalar zamanla çocuğun duygu düzenleme ve iletişim becerilerini güçlendirmektedir.

Aile ve Okul Arasında Davranış Birliği Neden Gereklidir?

Davranış değişikliğinin sürdürülebilir olması için okul ve ev ortamında benzer yaklaşımların uygulanması gerekir.

Çocuk bir ortamda ağlayarak istediğini elde ediyor, diğer ortamda elde edemiyorsa davranışın sürme ihtimali artar.

Özellikle davranış biliminde “aralıklı pekiştirme” olarak tanımlanan durum, problem davranışların kalıcı hale gelmesine neden olabilir.

Yani;

  • Bazen ağlayınca istediğini elde etmek,
  • Bazen kuralların esnemesi,
  • Bazen sınırların uygulanmaması

davranışı azaltmak yerine güçlendirebilir.

Bu nedenle aile ve öğretmenlerin ortak bir plan üzerinde uzlaşmaları önemlidir.

Evde Uygulanabilecek Destekleyici Yaklaşımlar

Aileler günlük yaşam içerisinde aşağıdaki yöntemlerden yararlanabilir:

  • Önce–sonra sistemi kullanmak,
  • Yapılandırılmış seçenekler sunmak,
  • Kısa süreli görevler vermek,
  • Başarıları hemen fark edip pekiştirmek,
  • Geçişler öncesinde haber vermek,
  • Kurallar konusunda tutarlı olmak,
  • Ağlama veya kriz karşısında karar değiştirmemek,
  • Esneklik gerektiren küçük oyunlar oynamak.

Bu uygulamalar çocuğun zamanla hayal kırıklığı toleransını geliştirmesine yardımcı olmaktadır.

Bolluca Ailesi Diyor ki

Otizm ve DEHB tanılı çocuklarda görülen kriz davranışları çoğu zaman inatlaşma ya da otoriteye karşı gelme isteğinden kaynaklanmaz. Bu davranışların temelinde bilişsel esneklik güçlükleri, dürtü kontrolünde yaşanan zorluklar, bekleme becerisindeki sınırlılıklar ve duygusal düzenleme sorunları yer alabilmektedir.

Bu nedenle müdahalenin amacı çocuğu koşulsuz itaate yönlendirmek değil; esneklik, bekleme, problem çözme ve duygu düzenleme becerilerini geliştirmek olmalıdır. Doğru yapılandırılmış eğitim ortamları, tutarlı aile yaklaşımları ve sistemli sosyal-duygusal destek çalışmaları sayesinde bu beceriler zaman içerisinde önemli ölçüde gelişebilmektedir.

Unutulmamalıdır ki birçok kriz davranışı “İstediğim olmadı.” mesajından çok, “Hayal kırıklığımı henüz yönetemiyorum.” mesajını taşımaktadır.

Kurumlarımızdan multidisipliner bir eğitim alabilirsiniz. Bünyemizde sağlanan dil ve konuşma terapisi, ergoterapi, özel eğitim uzmanı, çocuk gelişim uzmanı ve psikologlarımızdan destek alabilirsiniz.

Bolluca Öerm Ailesi/Arnavutköy: 0212 685 10 13

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir